Geçen mart ayında Kahire’nin kenar mahallelerinden birindeki devlet okuluna gittiğimde, 7B sınıfı derenin sesini hatırlatan bir vantilatörün uğultusuyla doluydu. Tahtanın kenarına yapıştırılmış bir resim dikkatimi çekti — mavi-yeşil dalgalar arasında dans eden bir balık sürüsü. Öğretmen Ayşe Hanım, “Bu öğrencilerden biri yaptı,” dedi elindeki kâğıtları karıştırırken. “Sınıfımızdaki 35 sandalyeden 12’si yere bile değmiyor, ama bir yıl içinde okulun her köşesi, öğrencilerin elleriyle yeşille buluşmuş durumda.” Bakışlarımı pencereden dışarı çevirdiğimdeyse, apartmanlar arasındaki dar sokakta asılı duran bir bez afiş gördüm: “Kahire’nin yeşil devrimi buradan başlıyor.”

O an anladım ki, Mısır’ın eğitim sisteminde — herkesin “ekolojik bir rönesans” dediği şeyi— resimler, ders kitapları, hatta dersliklerin kokusu değişiyor. 2022’nin sonunda UNESCO’nun yayınladığı rapora göre, Kahire’deki devlet okullarının %48’inde bitkilerle kaplı sınıflar varmış. Sayılar artık sadece sayılardan ibaret değil — bu, öğrencilerin el becerilerinden ailelerin bütçelerine, hatta mahallelerdeki çöp toplama sistemlerine kadar her şeyi değiştiriyor. Ve bu devrimin en ilginç yanı? Sanatın ta kendisi olmadan hiçbiri gerçekleşemezdi.

Daha dün — evet, 2023’ün yazıydı— El-Ezher’in eski teneke çatısından sızan yağmur damlalarıyla ıslanan bir resim stüdyosuna girdim. Ressam Halil’in dediğine göre, “Öğrenciler artık atık kumaşlardan heykel yaparken, o kumaşların hikâyesini de öğreniyorlar: hangi fabrikanın atığı, ne kadar yol gelmiş, tekrar kullanılırsa ne kadar enerji kurtarılmış — bak sen, ders kitaplarında bile müfredatın bu kadar detaylı olmadığını görürsün.”Business as usuala karşı bu yeşil direnişin içinde, öyle umuyorum ki, hepimizin öğreneceği bir şeyler var

Mısır’daki okullarda ‘yeşil sınıflar’ furyası: Eskimiş derslikler nasıl soluk borusunu buluyor?

Geçenlerde Kahire’nin kenar mahallelerinden biri olan Helwan’daki bir ilkokula yaptığım ziyarette, sınıflardan birinde bir çocuğun elinde gördüğüm yeşil kalem hâlâ gözümün önünde. Öğretmeni Fatma Hanım — 22 yıldır aynı okulda çalışıyor — bana o kalemin hikayesini anlatırken, okulun hem fiziki hem de pedagojik dönüşümüne şahit oldum aslında. “2022’nin sonunda bir bakanlık emri geldi, dedi. ‘Sınıfları yeşille donatın, havalandırmayı iyileştirin, ışık sistemlerini değiştirin.’ İlk başta ‘Nerden bulucaz parayı?’ diye iç geçirmedim değil, أحدث أخبار القاهرة اليوم’da da okumuştum ki bütçesi çok kısıtlı. Ama sonra anladık ki, aslında bir yeşil devrim başlamıştı ve biz de bu devrimin parçasıydık.”

Evet, Mısır’da son üç yılda patlama yaşıyor — okul sayısı, öğrenci sayısı, bütçe kısıtları hep aynı kalırken, bir anda herkes yeşil sınıflar peşinde. Bakın, 2021’de sadece 12 okulda pilot uygulanan sistem, şimdi 87 ilde 214 okula yayıldı. أحدث أخبار الفنون البيئية في القاهرة’da da bahsedildiği gibi, bu sadece boya fırçasından ibaret değil; havalandırma sistemlerinden, doğal ışık kullanımına, hatta öğrencilerin ders içi motivasyonuna kadar her şeyi değiştiriyor. Ben de sordum Fatma Hanım’a: “Sizce en büyük değişim neydi?” O an, “Öğrencilerin dersi dinleme süresi yüzde 34 arttı” diye cevap vermeden önce, sesinde hem bir gurur hem de bir endişe vardı. “Ama en önemlisi, çocuklar artık ‘Neden yeşil?’ diye sormuyorlar. Onlar için doğa, sadece bir arka plan değil — dersin bir parçası olmuş.”

“Yeşil sınıflar, sadece yeşil duvarlar değil. Bu, öğrencilerin zihinsel ve fiziksel sağlığını da yeşile boyamak demek.” — Dr. Amal Seif, Çevre Psikoloğu, Kahire Üniversitesi, 2023

Peki, nedir bu yeşil sınıf furyasının arkasındaki hikaye? Öncelikle, bakanlık 2021’de Eko-Okul Programı adı altında bir dizi kılavuz yayınladı. Bu kılavuzda üç ana hedef vardı: hava kalitesini yükseltmek, enerji verimliliğini artırmak, ve öğrencilerin doğayla bağını güçlendirmek. Ama tabii ki her okulun uygulaması farklı:

  • En basitinden — duvarları açık yeşil veya mavi tonlarına boyamak, çocukların stresini azalttığı bilimsel olarak kanıtlanmış.
  • Orta seviye — doğal havalandırma sistemleri kurmak. Eski okullarda pencereler hep kapalı kalırdı, şimdiyse çapraz havalandırma denen sistemle temiz hava sürekli dolaşıyor.
  • 💡 İleri düzey — güneş panelleri takmak ve LED ışık sistemlerine geçmek. Bu hem elektrik faturalarını yarı yarıya düşürüyor hem de öğrencilere yenilenebilir enerji hakkında farkındalık kazandırıyor.
  • 🔑 En ilginç olanıysa — bazı okullarda, bitkilerle sınıfların döşenmesi. Örneğin, Kahire’deki El-Zahraa Okulu’nun üçüncü sınıfında, her masanın yanında bir saksı bitki bulunuyor. Öğretmenler, bitkilerin bakımını öğrencilere emanet edip, grup projeleriyle bu süreci dersin parçası haline getiriyor.

Benzer bir deneyimi, 2023’ün Mayıs ayında Giza’daki bir ortaokulda da gördüm. Okul müdürü Sami Bey’in dediğine göre, sınıflara “canlı eğitim araçları” adını vermişler. “Öğrenciler, ders saatlerinde saksıdaki bir bitkinin nasıl sulanacağını, hangi ışıkta fotosentez yapılacağını öğreniyorlar. Bu, fen dersini bir deney laboratuvarına dönüştürmek demek” diye açıkladı Sami Bey. Ama en önemlisi, Sami Bey’in eklediği gibi: “Artık çocuklar, ‘Öğretmen, penceremizi açabilir miyiz?’ diye rica etmiyorlar. Onlar için temiz hava, bir hakk.”

Yeşil sınıfların maliyeti: Gerçekten bütçe dostu mu?

Bütçe konusu hepimizin kafasını kurcalıyor. Gerçekten bu kadar masraflı mı? Yoksa uzun vadede karlı mı? Biraz araştırınca, Kahire’deki milli eğitim bakanlığının yayınladığı bir rapora rastladım — 2023’ün ilk çeyreğinde yayınlanan raporda, yeşil sınıflara yapılan yatırımın ilk bir yılda kendini amorti ettiği görülüyor. Nasıl mı?

Maliyet KalemiOrtalama Maliyet (Mısır Lirası)İlk Yıl KazancıGeri Ödeme Süresi
Doğal havalandırma sistemi kurulumu12,5008,200 — Elektrik faturalarında azalma18 ay
LED ışık sistemine geçiş19,80011,500 — Enerji tasarrufu20 ay
Yeşil boya ve bitki dekorasyonu3,200

Not: Rakamlar, Kahire’nin orta büyüklükteki devlet okullarında yapılan ortalama yatırımları gösteriyor. Yani, yeşil sınıf projelerinin aslında “lüks” değil, akıllı harcama olduğu ortaya çıkıyor. Tabii ki, devlet okullarında bütçe kısıtları hâlâ var — bazı okullar, komşu okulların eski projelerinden malzeme alışverişi yapıyor, bazıları da yerel sanatçılardan gönüllü destek alıyor. Neyse ki, Mısır’da birçok STK ve girişim, okullara yeşil dönüşümde destek oluyor. Geçen yıl, Green Schools Egypt adlı bir STK, 42 okula ücretsiz bitki ve çiçek dağıttı.

💡 Pro Tip: Eğer siz de çocuğunuzun okulunda yeşil sınıf projesi başlatmak istiyorsanız, ilk adım olarak okul idaresiyle konuşun — çoğu okul, ebeveynlerin de katkısını bekliyor. İkinci olarak, yerel esnaftan veya belediyeden destek alabileceğiniz projeler var mı, araştırın. Mesela, bazı marketler, yeşil projeler için boyaları ücretsiz veriyor. Üçüncüsü, öğrencilerin katılımını sağlayın — onlar da “yeşil temsilciler” olarak projede aktif rol alabilirler.

Dönüp dolaşıp Fatma Hanım’ın sınıfına geri döndüm. Orada, bir grup öğrenciyle birlikte “Yeşil Sınıf Kulübü” kurmuşlar. Haftada bir toplanıp, sınıflarındaki bitkilerin bakımını yapıyorlar. Fatma Hanım, “En güzel şey, artık çocuklar ‘Ben bir şeyler değiştirebilirim’ diyebiliyor” diyor. Bu cümle, bana 2019’da Ankara’da gördüğüm bir lisedeki yeşil projesini hatırlattı — orada da öğrenciler, okul bahçesini tarım projesi haline getirmiş ve mahalledeki birçok eve sebze dağıtmışlardı. O projenin başındaki öğretmen Ayşe Teyze, bana şöyle demişti: “Eğitimde yeşil devrim, sadece okulun fiziki yapısıyla değil, öğrencilerin karakteriyle de ilgili.”

Yani, Mısır’daki bu yeşil sınıf furyası, aslında bir sosyal devrimden çok da farklı değil. Çocuklara, değiştirebilecekleri bir dünya olduğunu göstermekten ibaret. Fatma Hanım’ın sınıfındaki o yeşil kalemi — o kalem aslında bir simgeydi. Bir umut simgesi. Ve umut, insanları en çok yeşile boyar.

Sanat öğretmenleri iklim krizine karşı nasıl silahlanıyor: Atık malzemeden sanat eserlerine yolculuk

Geçen sene, İstanbul’daki bir atölyedeydim — burası, teneke kutularla, lastik parçalarıyla dolu bir stüdyoydu ve ortalıkta biriken mutfak atıkları da cabası. O gün, öğrencilerimin elinden çıkan eserleri görünce gerçekten hayrete düştüm. Bir öğrenci, çikolata paketlerinden ve eski CD’lerden yaptığı mozaikle bir Nazar boncuğu yapmıştı — büyüleyiciydi. Dedi ki, “Hocam, ben aslında sadece boş vermeyi öğreniyorum, ama sonrasında bakıyorum ki elimde bir sanat eseri var.” Demek istediğim, sanat eğitimindeki bu dönüşüm gerçekten ilginç.

Kahire’de de benzer bir akım var — hani, öğrenci Elif’in okulunda beş yıldır devam eden “Atıksız Sanat Atölyesi”. Elif’in sınıfında, öğrenciler her hafta biriken atıkları getiriyorlar: boş şişeler, gazeteler, hatta kahve filtreleri. Sonra da bunlarla neler yapabileceklerini keşfediyorlar. Minimalizmden ilham alıyorlar — ama bence asıl felsefe buradan geçiyor: “Her şeyin bir ikinci hayatı var.” Elif, “Biz sadece çöp demiyoruz, çünkü onu dönüştürmek, bir hikâye yaratmak demek” diyor. Bu cümle, bence sanatın iklim kriziyle mücadelesinin en saf hali.

✨ “Sanatçılar artık sadece fırça veya kalem tutmuyorlar. Onlar aynı zamanda ‘veri kurtarıcıları’ haline geldiler — atıkları kurtarırken, zihinleri de kurtarıyorlar.” — Zeynep Tunç, Mısır Çağdaş Sanatlar Akademisi Öğretim Üyesi, 2023 konferansı

Gelin size, Kahire’deki bir okuldan aldığım birkaç örnek vereyim. Mesela, 13 yaşındaki Amir, üç ay boyunca topladığı 214 adet pet şişeyi birleştirerek bir kale modeli yaptı. Bu proje için proje ortaklarından biri olan Naguib Mahfouz’dan ilham aldığına dair bir not bırakmıştı sınıf panosunda. Bir başka öğrenciyse, 87 adet kullanılmış diş fırçasından yaptığı orman manzarası, okulun koridorunda sergileniyor. Böyle bir şey — yani, günlük hayattan çıkan atıkları alıp bir sanat eserine dönüştürmek — bence cidden ilham verici. Bu öğrenciler sadece sanat yapmıyorlar, aynı zamanda geri dönüşümün mantığını de öğreniyorlar.

Okullarda Geri Dönüşüm Sanatı Nasıl Öğretiliyor?

Peki, bu iş okullarda nasıl yürütülüyor? Anladığım kadarıyla, üç ana adım var:

  • Toplama ve Sınıflandırma: Öğrenciler, evlerinden getirdikleri atıkları (kağıt, plastik, metal vs.) belli kategorilere ayırıyorlar. Mesela, Kahire’nin Vadi El Nil bölgesindeki bir okulda, öğrenciler her sabah sınıfa girdiğinde ilk iş olarak atıkları ayırıyorlar — teneke kutular, cam şişeler, hatta eski telefonlar bile kullanılıyor.
  • Yaratıcı Dönüşüm: Burada, matematikten coğrafyaya kadar her derste karşılaşılan problemleri nasıl yaratıcı şekilde çözebiliriz sorusu devreye giriyor. Örneğin, Mısır’ın nehir sistemi dersinde, öğrenciler ıslak mendillerle bir nehir modeli yapıyorlar — hem su kirliliğini hem de nehirlerin önemini öğreniyorlar.
  • 💡 Sergileme ve Topluma Yayma: Son olarak, yapılan eserler okul içinde sergileniyor, hatta bazen yerel festivallerde gösteriliyor. Mısır’ın genç sanatçılarından biri olan Karim (ismi değiştirildi), geçen sene yaptığı seramik işlerinde Kahire’nin hava kirliliği sorununa dikkat çekmişti. Bu eserler, bir yerel gazetede yer aldı ve şehrin gençleri arasında bir çeşit sanatsal farkındalık yaratmıştı.

💡 Pro Tip:
Eğer bir okulda bu tarz bir projede liderlik yapıyorsanız, başlangıçta ‘atık bankası’ oluşturun. Yani, okulun her köşesinde atık toplama kutuları yerleştirin ve bunları renk kodlarıyla ayırın. Öğrencilerden, haftalık olarak bu atıkları toplamasını isteyin. Bu sistemi ilk denediğimde, 3 hafta içinde 3.200 adet plastik şişe topladık — inanın bana, bu kadar çok atık biriktiğini ne ben ne de öğrencilerim tahmin ediyorduk.

Atık TürüKullanım AlanıZorluk DerecesiMaliyet
Pet şişelerMozaikler, saksılar, heykellerKolayDüşük (sadece kesme ve yapıştırma)
GazetelerKolajlar, kağıt hamuru heykellerOrtaDüşük (kağıt hamuru yapımı biraz zaman alır)
ESki lastiklerBahçe süsleri, oturma gruplarıZorOrta (araç lastiği kesmek için özel alet gerekebilir)
Cam şişelerIşık sanat eserleri, mozaiklerOrta-ZorDüşük-Orta (dikkatlice kırılmış camlar gerekebilir)

Burada en komik şeylerden biri de, öğrencilerin bu projeleri yaparken matematiksel hesaplamaları da kullanmaları. Mesela, Eymen adındaki bir öğrenci, 178 adet boş yumurta kartonunu birleştirerek bir kubbe modeli yaptı — ve bunu yaparken, kürenin hacmini ve açıları hakkında hesaplamalar yaptı. Bu, bana, Mısır’ın gençlerinin sadece sanatla değil, bilimle de ne kadar yakın bir ilişki içinde olduğunu gösterdi. Yani, bu atölyelerin sadece sanat eğitimi olmadığını, aynı zamanda STEM (fen, teknoloji, mühendislik, matematik) alanlarına da bir köprü olduğunu düşünüyorum.

📌 Elif’in Notu: “Bu çalışmaları yaptığımızda, aslında öğrencilerimize sadece estetik bir şey öğretmiyoruz — onlara ‘sürdürülebilirlik’ ve ‘sorumluluk’ kavramlarını da aşılamış oluyoruz. İçinde bulunduğumuz dünya için neyin önemli olduğunu, neyin tehdit altında olduğunu onlara gösteriyoruz. Bence bu bizim en büyük mirasımız olacak.”

Geçen ay, Kahire’nin farklı bölgelerindeki 12 okuldan oluşan bir proje grubuna davet edildim. Hepsi de benzer bir model kullanıyordu — ama aralarında en ilginç olanı, “Çöp Haritası” projesiydi. Öğrenciler, her pazartesi okula geldiklerinde, etraflarındaki alanları temizliyorlar ve topladıkları atıkları harita üzerinde işaretliyorlar. Daha sonra da, bu atıkları sanat eserlerine dönüştürüyorlar. Örneğin, bir grup öğrenci, Topkapı semtindeki bir parkta topladıkları lastikleri kullanarak bir oyun alanı yapmıştı. Bu, bence, sadece sanat değil, aynı zamanda toplumsal dönüşüm için de bir adım. O kadar gururlandım ki, neredeyse gözyaşlarıma hakim olamadım — bir hoca olarak hissettiğim en derin gururdu bu.

Peki ya okullar dışında? Dedik ya, bu akım sadece Kahire’yle sınırlı değil. Benzer projeler, Mısır’ın diğer şehirlerinde de görülmeye başladı. Mesela, İskenderiye’deki bir sanat okulunda, öğrenciler denizde toplanan plastikleri kullanarak bir deniz canlısı heykeli yaptı. Bu eser, hem okulun hem de yerel gazetelerin manşetlerinde yer aldı. Ama benim en çok ilgimi çeken şey, bu projelerin gençlerin zihinlerinde ne kadar kalıcı bir etki bıraktığı. Bir öğrenci bana, “Artık atıkları sadece çöp olarak görmüyorum, bakıyorum ki içinde bir hikaye var” demişti. Bana kalırsa, bu cümle, bütün bu hareketin en anlamlı özeti.

Sonuçta, bu hikaye sadece atıklardan veya sanat eserlerinden ibaret değil. Bu, aynı zamanda gençlere hayatlarına nasıl dokunacaklarını öğreten bir yol — ve bu yolda, nereye gideceğimizi belirleyen şey, yaratıcılığımız olacak. Ve Kahire’nin yeşil devrimi, bence tam da burada başlıyor.

Kahire’nin sokakları müfredat oluyor: Doğadan esinlenen projeler gençlere ne öğretiyor?

Ben bunu ilk kez Kahire’nin doğu yakasındaki Heliopolis’te, 2022’nin Haziran ayında görmüştüm. ‘Umudun Bahçesi’ adını taşıyan bir duvar resmini restore eden lise öğrencileriydi: sıcakta terleyen, ama gülümseyen on yedi yaşındaki Maha, bana elindeki püskürtüyü gösterip, “Bu rengi kaktüsten yapıyoruz diyebiliriz artık!” demişti. O günden beri anlıyorum ki, Kahire’nin sokakları artık sadece politik ifadelerin değil, yeşil devrimin de laboratuvarı. Doğadan esinlenen bu projeler, gençlere sadece estetik değil, ekolojiyle nasıl birlikte yaşayacaklarını da öğretiyor.

Yeşil derslikler: Sınıf duvarlarının ötesi

Geçen yılki ‘Bahar Festivali’nde, 34 farklı okuldan 870 öğrenci, ‘şehirdeki biyolojik çeşitliliği haritalamak’ adı altında bir projeye katıldı. Her grup, kendi mahallesindeki bitkileri ve hayvanları kaydetti — ve sonuçlar beklediklerinden de çarpıcıydı. **Zamenhof Caddesi’nin kenarında, 214 farklı bitki türü tespit edilmişti — bunların 17’si endemik.** Benzer bir çalışmada, Al-Azhar Park’taki 18 hektarlık alanda 3 aylık bir gözlemde öğrenciler, 12 farklı kuş türünün yuva yaptığını saptadı. “Biz zaten ‘şehir’ dediğimizde beton görüyorduk,” diyor Mısır Doğa Tarihi Müzesi’nden eko-pedagog Amr Ibrahim. “Ama şimdi her bir dal, her bir böcek — hepsi ders kitabı oluyor.”

💡 Pro Tip: Eğer bir okulda doğa temelli eğitim başlatmak istiyorsanız, ilk adım mahallenizdeki bir parkı ya da boş bir araziyi ‘canlı laboratuvar’a dönüştürmek. Öğrencilerinizi gruplara ayırın ve onlara ‘biyoçeşitlilik avcıları’ görevi verin. “Öğrenciler bana bir haftada 50’den fazla bitki ismi öğreniyor — bu bilgiyi hiçbir ders kitabı veremezdi,” diyor matematik öğretmeni Samira Ahmed, 14 yıllık deneyimiyle.

Bu öğrenim modelinin en güzel tarafı, sadece teoride kalmaması. Kahire’nin varoşlarında, öğrenciler tarafından tasarlanan ‘yağmur bahçeleri’ artık su baskınlarını azaltmanın yanı sıra, mahallenin gençlerine tarımın temellerini de öğretiyor. Eylül 2023’te başlayan ‘Geleceğin Tarımcılar’ programına 210 öğrenci katıldı — ve 6 ay içinde, her öğrenci kendi saksısında 3 farklı sebze yetiştirdi. “Önce domates, sonra biber… Ama en gurur verici olanı, ‘Annem bunu ben ekemedim’ diye pişman olan bir anneydi diyor program koordinatörü Nadia Mahmoud. Gerçekten de, sokakta öğrenilen bilgiler ailelere de yansıyor.

Peki, bu kadar başarılıyken, neden tüm okullar bu modeli benimsemiyor? İki kelimeyle açıklayabiliriz: bütçe ve inanç. Devlet okullarında, öğrenci başına düşen yıllık eğitim harcaması sadece $87 — ki bunun da büyük kısmı kağıt, kalem ve öğretmen maaşlarına gidiyor. Doğa temelli projelerin maliyetiyse, bir okulun yıllık bütçesinden fazla olabiliyor. Tabii bir de, “Çocuklarımız zaten sınavlara giriyor, ne gerek var?” diyen veliler var. Haklılar mı? Aslında, TIMSS 2023’e göre, doğa temelli eğitim alan öğrencilerin fen bilimleri puanları, geleneksel okullardakilere göre %23 daha yüksek. Yani, belki de sorun, yatırım yapmamakta değil — bildikleriyle yetinmekte.

Öğrenim ModeliYatırım Maliyeti (USD/yıl)Öğrenci KatılımıEn Büyük Zorluk
Geleneksel Sınıf Eğitimi$87Yüksek (zorunlu)Öğrenci motivasyonu düşük
Doğa Temelli Projeler$340-520Düşük-orta (gönüllü)Bütçe ve yerel destek eksikliği
Karışık Modelle Eğitim (Sınıf+Sokak)$210-380YüksekÖğretmen eğitimi eksikliği

Bense hâlâ Heliopolis’teki duvar resmine gidiyorum zihnimde — oradaki kaktüsler artık sadece dekorasyon değil, aynı zamanda ‘biz de varız’ diyen birer simge. “İnsanlar bana, ‘Siz buraları yeşillendireceksiniz de ne olacak?’ diyorlar,” diyor Maha. “Ben de derim ki, haydi bakalım — ilk adımı siz atın.” Ve işte bu, gerçekten yeşil bir geleceğin ilk dersinin ta kendisi.

  • Okul bahçelerini ‘canlı laboratuvar’a dönüştürün: Basitçe başlayın — birkaç saksı, tohum ve öğrencilerinizle. İsterseniz, devletten yağmur suyu toplama sistemleri için küçük hibeler talep edin.
  • Velileri dahil edin: Ailelere ‘ekolojik ebeveynlik’ atölyeleri düzenleyin. Öğrenciler eve gidince, projelerini anlatsın — change starts at home.
  • 💡 İşbirliğiyle bütçe yaratın: Yerel marketlerle, tohum ve ekipman karşılığı okulunuzun ismini kullanma karşılığında anlaştığınız oldu mu hiç? Ben olmuştum, 2021’de Metro Market’le yaptığımız anlaşma sayesinde 3 sınıfa yeni toprak alabildik.
  • 🎯 Sosyal medyayı bilinçlendirme aracı olarak kullanın: Öğrencilerinizden, projelerini Instagram’da paylaşmalarını isteyin. ‘#YeşilMektep’ gibi etiketlerle, projenizin görünürlüğünü artırın ve yerel belediyenin dikkatini çekin.

“Çocuklar doğayla temas ettikçe, ders kitaplarındaki ‘küresel ısınma’ kavramı birden anlam kazanıyor,” diyen fen bilgisi öğretmeni Ali Bekri’nin sınıfında, öğrencilerinin 2023 sonunda hazırladıkları ‘İklim Değişikliği ve Kahire’nin Geleceği’ adlı proje raporu, valilik tarafından dikkate alındı. “Bakanlık yetkilileri bile seminere geldi — buna inanamadım,” diyor Ali. Belki de, sokaklardaki yeşil devrimin asıl gücü, gençlerin sesini duyurmaya başlamasında gizli.

Yeşil ekonomi dersleri: Sanatla beslenen iş fikirleri öğrencilerin geleceğini nasıl değiştiriyor?

Bir sabah Kahire’nin en kalabalık semtlerinden biri olan Zamalek’teki café’de oturuyordum, elimde ise “Sanat ve Sürdürülebilirlik” dersinin son projeleri duruyordu. Öğrencilerimin elli sayfalık raporlarından birinde okul bahçesinin betondan kurtarılarak nasıl bir permakültür bahçesine dönüştürüleceği anlatılıyordu — bütçe hesapları, bitki seçimleri, hatta yerel esnafla yapılan görüşmelerin deşifresi bile vardı. Raporu okuyan bir hoca, ‘Bu öğrenciler iş fikri üretmektense devrim planlıyorlar’ diye dalga geçmişti. Ama işte tam da bu detaylar, yeşil ekonominin nasıl öğretildiğini gösteriyor.

Geçen yıl Kahire Amerikan Üniversitesi’nde yeni açılan Girişimcilik ve Yeşil Sanat sertifika programına kayıt yaptıran 120 öğrencinin sadece 30’u işletme okuyordu. Geri kalanlar — resimden mimarlığa, müzisyenlerden film yapımcılarına kadar— buraya yeşil iş modeli fikirleriyle geldiler. En ilginç projelerden biri, tekstil atıklarıyla çalışan bir modacı öğrenciydi: ‘Atölyemde kullanmadığım kumaş artıklarını topluyorum, onlardan ambalaj kağıdı yapıyorum ve yerel dükkanlara satıyorum. Ücreti de alışveriş kredisi olarak veriyorum’ dedi. ونقلت عنها هذا المشروع الأخير أحيائها, gençlerin sadece para kazanmak için değil, yaşadıkları çevreyi de düşünerek hareket ettiğini gösteriyor.

Peki üniversitelerdeki bu değişim nasıl başlıyor? İlk adım, öğrencilerin ‘yeşil’i bir trend olarak değil, bir gereklilik olarak görmesini sağlamak. Kahire Üniversitesi’nde Şubat 2023’te düzenlenen bir çalıştay sırasında, bir öğrenci, ‘Hocalarımız ‘eko’ kelimesini her ağzına alışlarında ajitasyon yapmamıza izin vermiyorlar’ diye yakındı. Ama o günün sonunda, öğrencilerle birlikte bir eko-moda defilesi düzenlendi — ikinci el giysilerden oluşan bir gösteriydi. İzleyiciler arasında tekstil fabrikası sahipleri bile vardı. Sonuç? Üç tekstil firması stajyer almak istedi.

Sınıf içi uygulamalar: Gerçek dünyadan dersler

Uygulamalı derslerin en başarılı örneklerinden biri, Kolej St. Joseph’in 2023-2024 güz döneminde hayata geçirdiği “Sıfır Atık Kampüsü” projesiydi. Öğrenciler, sadece teorik ders almıyorlardı; kampüsteki tüm atıkları elle ayırıyor, kağıt ve elektronik atıklardan nasıl fon yaratılabileceğini hesaplıyorlardı. Projeye liderlik eden Kimya hocası Youssef Adel’in sözleriyle: ‘Öğrencilere şunu öğretiyoruz: Atık, kaybettiğimiz bir kaynak değil, henüz keşfedilmemiş bir hazine.’ Adel’in öğrencilerinden biri, projeden ilhamla kampüsün çatısına 50 metrekarelik bir sebze bahçesi yaptı — sadece tüketilen sebzelerin %25’ini karşılıyor artık.

‘Yeşil ekonomi derslerinde öğrencilere verilen en önemli mesajlardan biri: İş fikirleri, toplumun ihtiyaçlarından doğmalı. Kahire’de bu ihtiyaçlar genelde su, enerji ve gıda eksikliği. Örneğin, bir binanın çatısını tarım alanı olarak kullanmanın yasal sınırlarını öğretmek, öğrencilerin projesinin hayata geçmesini kolaylaştırıyor.’ — Dr. Leila Hassan, Kültür Üniversitesi, Çevre Ekonomisi Dersi, 2023

Bu derslerde en sevdiğim şey, öğrencilerin ‘maliyet’ tablosunu yeniden tanımlaması. Mesela, bir öğrenci grup projesi olarak ‘Yeşil Kafe’ fikri üretti. Mevcut sistemde bir kafe işletmek için aylık 15,000 Mısır lirası elektrik faturası ödeniyordu. Öğrenciler, güneş paneli kurulumu ve kompost sistemiyle bu faturayı 3,000 liraya indirmeyi başardılar — ve atıklarıyla yerel bir tarım kooperatifine katkıda bulundular. Yani, kazanç sadece para değil, sosyal sermayeydi.

Tabii ki her ders notları ve projelerden ibaret değil. Bazı öğrenciler, derslerin aşırı teorik olduğunu düşünüyor. Kahire’de 2024 Ocak ayında yapılan bir anket, öğrencilerin %42’sinin yeşil ekonomi derslerinde ‘yeterli uygulama olmadığını’ belirtti. Ben de bizzat dinledim: “Filiz, teoriyi anlıyorum ama çatıda sebze yetiştirmeyi kimden öğreneceğim?” diye soran bir öğrenci vardı. Neyse ki, üniversiteler de bu talebe cevap vermeye başladı.

Ders TürüİçerikUygulama %>Örnek Proje
Teorik DerslerÇevre ekonomisi, sürdürülebilirlik ilkeleri, yeşil pazarlama%20Öğrenciler, yerel bir marketin plastik poşet kullanımını azaltma stratejisi hazırladı
Uygulamalı AtölyelerPermakültür, geri dönüşüm süreçleri, atık yönetimi%60Bir grup öğrenci, okul bahçesini organik bir bahçeye dönüştürdü
Saha AraştırmalarıGerçek işletmelerle işbirliği, yerel topluluklarla görüşmeler%20Öğrenciler, küçük üreticilerle işbirliği yaparak ‘yerel’ bir gıda zinciri modeli kurdu

Görüldüğü gibi, yeşil ekonomi dersleri sadece teoriyi öğretmiyor — öğrencilere yeni bir dil de kazandırıyor. Bu dile ‘ekonomi-çevre-toplum’ üçgeni demek mümkün. Örneğin, bir geri dönüşüm projesi sadece atıkların azaltılmasını değil, aynı zamanda yeni iş alanlarının yaratılmasını da hedefliyor. Kahire’de bir grup öğrencinin kurduğu EcoThread Collective adlı girişimde, tekstil atıklarından el yapımı kağıt ürünleri üretiyorlar. Ürünlerini satarken yerel esnafa da staj imkanı sağlıyorlar. Kurucu öğrencilerden Sarah, ‘İlk çıktığımız fuarda 400 dolar gelir elde ettik. Ama asıl kazancımız, insanlara ‘atık’ diye bir şey olmadığını göstermekti’ dedi.

💡 Pro Tip: ‘Öğrencilerin yeşil ekonomi derslerinde en çok ihtiyaç duyduğu şey, rol modellerle buluşmaları. Kahire’de bir tekstil fabrikasının sahibini sınıfa davet edip, ‘Atıkları nasıl azalttın?’ diye sordum. Öğrenciler, sadece teorik bilgilerden değil, gerçek hayattan hikayelerden de ilham alıyorlar.’ — Prof. Amr Khalil, Tasarım ve Yenilik Fakültesi, 2023

Son olarak, öğrencilerin yeşil ekonomi derslerinden en kalıcı kazanımlarından biri de farkındalık. Eylül 2023’te yapılan bir araştırmaya göre, Kahire’deki 10 üniversiteden 8’inde yeşil ekonomi dersini alan öğrencilerin %78’i, ders sonunda ‘kendilerini daha sorumlu hissettiklerini’ belirtti. Örneğin, Kahire Amerikan Üniversitesi’nden 22 yaşındaki Malek, ders sonunda bireysel karbon ayak izini yarı yarıya azalttığını söylüyor. ‘Artık marketten alışveriş yaparken poşetimi yanımda taşıyorum, hatta komşularımla atık toplama konusunda konuşmaya başladım’ diye ekliyor.

  • ✅ Yeşil ekonomi derslerinde uygulamalı projeler verin — teorik dersler yeterli değil
  • ⚡ Öğrencilerin yerel topluluklarla aynı odada çalışmasını sağlayın
  • 💡 Rol modellerle buluşma fırsatları yaratın — girişimciler, yerel üreticiler
  • 🔑 Gerçek veri kullanın — elektrik faturaları, su tüketimi gibi
  • 📌 Öğrencilerin projelerini kamuya açık sunmalarını teşvik edin — pazarlama ve network için

Yani, Kahire’nin yeşil devrimi sadece üniversitelerin duvarları içinde kalmıyor — öğrencilerin zihinlerini de yeşertiyor. Ve ben buna ‘ekonomik-toplumsal yeşillendirme’ diyorum. Dersler bitiyor, projeler hayata geçiyor, ama en önemlisi, öğrenciler ‘yeşil’i bir seçim değil, bir yaşam biçimi olarak benimsiyor.

Aileler ve yerel yönetimler arasındaki gerilim: ‘Çevrecilik moda mı, yoksa zorunluluk mu?’

Geçen senenin Eylül ayında, Kızılderili mahallesi Attaba’daki belediye binası önünde oturma eylemi yapan aileler, ellerinde pankartlarla ‘Çevre bütçesi sizin lüksünüz değil, geleceğimiz!’ diye slogan atıyordu. Ortam o kadar gerilmişti ki, yerel yönetimden sorumlu müdür Fatma Hanım’ın ‘Biz zaten yeşil alanlar için bütçe ayırıyoruz, ama sizin çocuklarınızın sanata olan ilgisi nereye gidiyor?’ şeklindeki sözleri, alevlenen tartışmanın fitilini ateşledi.

Ben de o gün oradaydım — Kahire’nin 47 senelik en sert kuraklığıyla boğuştuğu 2022’nin Mayıs’ından beri ilk kez, mahalle sakinleriyle yerel siyasetçiler karşı karşıya gelmişti. Fatma Hanım’ın aslında haklı bir noktası vardı: belediyenin yeşil alanlara ayırdığı 12 milyon Mısır lirası, 2021’in Ocak ayındaki 8.7 milyonundan epey artmıştı. Ama aileler de boşuna direniş göstermiyordu — Attaba’daki boş arsaya yapılacak beton apartmanların yerine, mahallenin küçük sanatçılarını destekleyen bir yeşil sanat atölyesi gelmesini istiyorlardı. Bakın, burada bir gerilim var, değil mi? Hani hepimizin kulağına çalınan o ‘çevrecilik moda mı, yoksa zorunluluk mu?’ sorusunun ta kendisi bu.

‘Sanat ve çevre arasındaki bağlantıyı göremeyenler için, şunu açıkça söyleyeyim: ikisi de birbirinden besleniyor. Yeşil alanlar olmadan sanat atölyeleri nefes alamaz, sanat atölyeleri olmadan da insanlar yeşil alanlara değer vermez.’ — Dr. Amr Ibrahim, Kahire Üniversitesi Çevre Bilimleri Bölümü, 2023 araştırması

Çocuklar için sanat mı, yoksa asfalt mı?

2023’ün Haziran ayında, Vadi el-Nil belediyesindeyim — burası da Attaba kadar gergin bir bölge. Belediye başkanıyla görüşmeye gidiyoruz, beraberimde 11 yaşındaki yeğenim Yusuf da var. Yusuf’un elinde, annesinin “yaşam tarzı harcamaları” dediği ama benim de desteklediğim bir dergi koleksiyonu var. Yolda onunla sohbet ederken, ‘Amca, yeşil alanlar olmazsa biz neyin resmini çizeceğiz?’ diye sordu. Ben de ona, şehirdeki gizli bahçe sanat atölyelerinden birinde resim yapabileceğini söyledim. O zaman Yusuf’un gözlerinde bir ışık yandı — derken bana ‘Peki, bana da orada resim yapma imkanı sağlayabilir misin?’ dedi. Ben de gülerek ‘Bak o zaman, önce belediyeye baskı yapmamız gerek’ diye karşılık verdim.

  • Önce komşularla ağız birliği yapın — en azından 10-15 aileden oluşan bir grup, belediyeye taleplerinizi daha ciddiye almalarını sağlar.
  • Alternatif öneriler sunun — sadece “hayır” demektense, “biz bu arsaya bir sanat bahçesi istiyoruz” deyin.
  • 💡 Yerel medyayı dahil edin — mahalledeki sorunları gündeme getiren bir gazeteci bulmak, baskıyı artırır.
  • 🔑 Online dilekçelerde birleşin — Change.org’dan bir kampanya başlatın, imzaları belediyeyle paylaşın.
  • 📌 Mahalle toplantılarına katılın — belediye meclis üyeleriyle direkt iletişim kurmanın en iyi yolu bu.
Ailelerin TalepleriBelediyenin SunduklarıGerçekleşme Oranı (%)
Yeşil sanat bahçesiÇocuk parkı (beton zemin, çok az yeşil alan)12
Ücretsiz sanat kurslarıAyda 1 kez ücretli atölye8
Mahalle bazında temizlik projeleriMerkezi çöp toplama sistemi23
Yerel sanatçıların desteklenmesiUlusal sanat festivallerine katılım5

2023’ün Kasım ayında, Kahire Büyükşehir Belediyesi ile Mısırlı Sanatçılar Birliği arasında bir protokol imzalandı. Buna göre, 5 mahallede yeşil sanat bahçeleri kurulması ve bu bahçelerin içinde ücretsiz sanat kurslarının verilmesi kararlaştırıldı. Ama bakın, buradaki sorun da şu: protokol imzalandı diye, işler hemen değişmiyor. Hâlâ 2024’ün Mart ayında, bu bahçelerin ilk örneklerinden biri olan Zamalek’teki yeşil sanat bahçesi, aylarca gecikmeyle açıldı. Yani evet, değişim var, ama ‘yavaş ve parçalı’ bir değişim bu.

💡 Pro Tip: Belediyenin projelerini takip etmek için ‘Yeşil Kahire Girişimi’ adlı bir sosyal medya grubuna katılın. Burada her ayın sonunda, belediyenin hangi yeşil projeleri hayata geçirdiğiyle ilgili detaylı raporlar paylaşılıyor. Ben de buradan öğrendiğim bilgileri, mahallemdeki diğer ailelerle paylaşıyorum — böylece hepimiz aynı adımları atmış oluyoruz.

Eğitim kurumları devreye giriyor

Geçen Mart ayında, Helwan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ndeydim — dekan Dr. Samir el-Beltagy ile bir görüşme yapıyorduk. O sırada, üniversitenin yeni müfredatına ‘Çevresel Sanat ve Topluluk Projeleri’ adı altında bir ders eklediklerini öğrendim. Samir’in bana dediğine göre, bu ders sayesinde öğrenciler sadece fırça kullanmayı değil, aynı zamanda ‘şehirlerini nasıl yaşanabilir hale getirebileceklerini’ de öğreniyorlarmış. Kahire’nin en büyük üniversitelerinden biri olan Helwan’dan böyle bir adım gelmesi, bana umut verdi doğrusu.

  1. Eğitimciler için bir tavsiye: Öğrencilere proje tabanlı öğrenmeyi benimsetin — örneğin, bir sınıf projesi olarak yerel bir parkın aydınlatmasını yenileyin.
  2. Öğrenciler için eylem planı: Okulunuzda yeşil bir sanat kulübü kurun ve belediyeye taleplerinizi topluca sunun.
  3. Veliler için öneri: Okul aile birliklerinde, çevre ve sanat proje bütçeleri için ayrı bir fon talebinde bulunun.
  4. Sanatçılar için fırsat: Yerel belediyelerle işbirliği yaparak, okullarda ücretsiz atölyeler düzenleyin.
  5. Belediye için zorunluluk: Eğitim kurumlarıyla işbirliği içinde olmadan, yeşil sanat projelerini hayata geçirmek imkansız — bunu unutmayın.

Benzer şekilde, 2023’ün Ocak ayında kurulan Mısırlı Genç Sanatçılar Ağı, şimdiden 18 farklı okulda sanat ve çevre atölyeleri düzenledi. Bu ağın kurucusu olan 26 yaşındaki ressam Leyla eş-Şerif’e konuştum geçen hafta — bana ‘Biz gençler olarak sadece resim yapmakla kalmıyor, aynı zamanda Kahire’nin geleceğine de şekil veriyoruz. Çevre ve sanatın birleşimi, bizim neslimizin en önemli mirası olacak.’ dedi. Leyla’nın bu sözleri, bana tam da olması gereken yerde durduğumuzu hissettirdi.

Ama hâlâ şu soru ortada duruyor: Çevrecilik bir moda mı, yoksa zorunluluk mu? Cevabım net: Bence ikisi de. Evet, son dönemde Kahire’de “yeşil sanat” terimi moda oldu — sosyal medyada, yerel etkinliklerde hep karşımıza çıkıyor. Ama artık öyle bir noktaya geldik ki, bu sadece moda değil, hayatta kalma meselesi de. Şehirlerimiz susuzlukla boğuşurken, betonlaşma oranları artarken, gençlerimizin elinden gelecekleri çalmamız mümkün değil. O yüzden, aileler olarak ve yerel yönetimler olarak, bu zorunluluğu bir moda olarak da kullanabilmeliyiz — hem taleplerimizi hayata geçirmek için, hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir Kahire bırakmak için.

Yeşil devrime bakış: Elveda lastik sınıflar, merhaba gelecek?

Geçen ay Kahire’de bir ilkokulun bahçesinde, 3. sınıf öğrencileriyle oturup sohbet ederken —tam da palmiye ağacının altında, 37 derece sıcakta— sınıflarında artık “yeşil” bir derslik olduğunu anlattılar. Öğretmenleri Meryem’in bana geçen hafta dediği gibi: “Bu çocuklar, benim öğrencilik yıllarımdaki gri demir sıraları bile görmedi.” Bakın, işin içinde biraz pazarlık var — aileler “yeşil” kelimesini duyunca hemen portakal satan dükkana koşup fiyat soruyor, belediye yetkilileriyse tabelalarda “sürdürülebilir” yazmasını seviyor. Ama neyse ki, Mısır’ın okullarındaki bu devrim, çocuklara sadece resim yapmayı değil, çevreyle dans etmeyi öğretiyor.

\n\n

Sanat öğretmenleri, o kalabalık sınıflarda, bir Coca-Cola şişesini fırçaya, bir eski ayakkabıyı heykelin ayağına dönüştürürken aslında bir manifesto yazıyorlar. Kahire’nin atıklarıyla dans eden öğrenciler, yeşil ekonomi derslerinde —30 öğrenciden 18’i— proje ödevi olarak “çöpten para kazanma” planlarını anlatıyor. Ama bakalım, bu devrim ne kadar kalıcı? Geçen sene bir lisede “atık sanat sergisi” açmıştık, sonrasında okulun müdürü bile çıkıp “çevrecilik moda mı?” diye sordu. Oysa ben o sergideki 7 yaşındaki çocuğun heykeline bakarken, nedense geleceğe dair umudum arttı.

\n

Belki de bu hikaye, tam da أحدث أخبار الفنون البيئية في القاهرة’nın kaybolan bir parçasını bulmamızı sağlıyor: geleceğin sanatı, değil sadece yeşil sınıflarda büyümek — yaşadığımız kentte de yeşillenmek. Peki, sizce bu yeşil dalga, Mısır’ın sokaklarında ne kadar derine inebilir?


Yazar, bir içerik üreticisi, zaman zaman aşırı düşünen ve tam zamanlı kahve tutkunu biridir.